Ödeme Emrine İtiraz ve Borçlunun Hakları | Kartal İcra Avukatı
Hakkınızda ilamsız bir icra takibi başlatıldığında icra müdürlüğü tarafından tarafınıza bir ödeme emri gönderilir. Bu ödeme emri, borcunuzu belirli bir süre içinde ödemenizi ya da takibe itiraz etmenizi bildiren resmi bir belgedir. İtiraz hakkının doğru kullanılması, borçlunun mal varlığını ve hukuki güvencelerini korumasında büyük önem taşır.
Bu yazıda ödeme emrine itiraz sürecini, itiraz türlerini, gecikmiş itiraz imkânını ve Kartal icra avukatı desteğiyle borçlunun sahip olduğu temel hakları ele alacağız.
Ödeme Emri Nedir
Ödeme emri, alacaklının icra müdürlüğüne verdiği takip talebi üzerine düzenlenen ve borçluya tebliğ edilen belgedir. Bu belgede alacaklının ve borçlunun kimlik bilgileri, alacak miktarı, faiz oranı, alacağın dayandığı belge ve ödeme süresi yer alır. Borçlu, ödeme emrini tebliğ aldığı andan itibaren belirli süreler içinde hareket etmek zorundadır. İlamsız icra takibinde gönderilen ödeme emri ile ilamlı icra takibinde gönderilen icra emri birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur. İlamsız takipte borçlunun itiraz hakkı geniş kapsamlıyken, ilamlı takipte mahkeme kararına dayanan bir alacak söz konusu olduğundan borçlunun itiraz imkânları çok daha sınırlıdır.
Ödeme Emrine İtiraz Süresi ve Şekli
İlamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi, İcra ve İflas Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gündür. Bu süre hak düşürücü nitelik taşıdığından, 7 günlük sürenin geçirilmesi halinde itiraz hakkı kural olarak ortadan kalkar ve takip kesinleşir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte ise itiraz süresi 5 gün olarak uygulanır ve itiraz icra dairesine değil doğrudan icra mahkemesine yapılır.
İtiraz, takibin yapıldığı icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Yazılı itiraz dilekçe ile sunulur; sözlü itiraz ise icra memuru tarafından tutanağa geçirilir. İtiraz dilekçesinde icra dairesi adı, dosya numarası, borçlu ve alacaklı bilgileri ile itirazın türü açıkça belirtilmelidir. Uygulamada UYAP sistemi üzerinden elektronik ortamda itiraz sunulması da mümkündür.
Sürenin hesabında tebliğ tarihi süreye dahil edilmez; süre tebliği izleyen günden başlar. Son günün resmi tatil veya hafta sonuna denk gelmesi halinde süre, takip eden ilk iş günü mesai bitimine kadar uzar.
Borca İtiraz
Borca itiraz, borçlunun alacağın doğmadığını, ödendiğini, zamanaşımına uğradığını, vadesinin gelmediğini, şarta bağlı olduğunu veya alacak miktarının hatalı hesaplandığını ileri sürmesidir. Borca itiraz için herhangi bir belge sunulması zorunlu değildir. Borçlunun yalnızca "itiraz ediyorum" şeklindeki beyanı dahi geçerli kabul edilir ve takibi durdurur. Ancak itirazda sebep belirtilmemesi, ileride açılacak itirazın kaldırılması davasında borçlunun savunma alanını daraltır. Zira bu durumda borçlu, icra mahkemesinde yalnızca senet metninden anlaşılabilecek itiraz sebeplerini ileri sürebilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan borca itiraz gerekçeleri arasında borcun tamamen veya kısmen ödenmiş olması, takas ve mahsup iddiaları, alacak miktarına veya faiz oranına yönelik itirazlar yer almaktadır.
İmzaya İtiraz
İmzaya itiraz, borçlunun takip dayanağı belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesidir. İİK'nın 62. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca imzaya itiraz ayrıca ve açıkça yapılmalıdır. İtiraz dilekçesinde yalnızca "borca itiraz ediyorum" denilip imzaya açıkça itiraz edilmezse, borçlu senetteki imzayı kabul etmiş sayılır ve bu kabul sonradan geri alınamaz.
İmzaya itiraz üzerine alacaklı, icra mahkemesinden itirazın geçici olarak kaldırılmasını talep edebilir. Mahkeme bilirkişi aracılığıyla imza incelemesi yaptırır. Kurumlardaki geçmiş tarihli ıslak imzalı belgeler (tapu, banka, emniyet kayıtları) toplanarak Adli Tıp Kurumu veya grafoloji uzmanına sevk edilir. İnceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğu tespit edilirse itiraz reddedilir ve borçlu, alacak tutarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir. Bu nedenle imzaya itirazın yalnızca gerçekten imzanın borçluya ait olmadığı durumlarda yapılması son derece önemlidir.
Yetki İtirazı
Borçlu, icra takibinin yetkisiz bir icra dairesinde başlatıldığını düşünüyorsa süre içinde yetki itirazında bulunabilir. Genel yetki kuralına göre icra takibi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatılır. Bunun yanında sözleşmede belirlenen ifa yeri veya senet metninde gösterilen yetkili icra dairesi de takip açılabilecek yerlerdendir.
Yetki itirazı, borca itiraz veya imzaya itirazla birlikte aynı dilekçede ileri sürülebilir. Ancak yetki itirazı süresinde yapılmamışsa sonradan gündeme getirilemez. İcra mahkemesi yetki itirazını diğer itirazlardan önce ve öncelikle inceler.
Kısmi İtiraz
Borçlu, alacağın tamamına değil yalnızca bir kısmına itiraz edebilir. İİK'nın 62. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kısmi itirazda itiraz edilen miktarın açıkça belirtilmesi zorunludur. "Bir kısmına itiraz ediyorum" gibi belirsiz beyanlar geçerli kabul edilmez. Kısmi itirazda, itiraz edilen kısım bakımından takip durur; itiraz edilmeyen kısım bakımından ise takip kesinleşir ve alacaklı bu tutar üzerinden haciz işlemlerine geçebilir.
Gecikmiş İtiraz
Borçlunun kendi kusuru olmaksızın 7 günlük itiraz süresini kaçırması halinde İİK'nın 65. maddesi kapsamında gecikmiş itiraz yoluna başvurması mümkündür. Gecikmiş itiraz icra dairesine değil, doğrudan icra mahkemesine yapılır. Başvuru şartları oldukça katıdır ve mahkemelerce dar yorumlanır. Borçlunun ağır hastalık, doğal afet, kaza, tutukluluk gibi iradi olmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edemediğini somut belgelerle ispatlaması gerekir. İş yoğunluğu, seyahatte bulunma veya vakit bulamama gibi gerekçeler mazeret olarak kabul edilmemektedir.
Gecikmiş itirazda engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren 3 günlük süre içinde başvuru yapılmalıdır. Başvuruya mazeret belgesi, itiraz sebepleri ve deliller eklenmelidir. İcra mahkemesi mazereti haklı bulursa takip durur; aksi halde başvuru reddedilir. Gecikmiş itirazın reddedilmesi halinde borçlunun menfi tespit davası açma hakkı saklıdır.
İtirazın Takibe Etkisi
Süresinde yapılan itiraz, İİK'nın 66. maddesi gereğince takibi kendiliğinden durdurur. İtiraz üzerine icra müdürü, haciz ve diğer takip işlemlerine devam edemez. Borçlunun banka hesaplarına bloke konulması, aracına haciz işlenmesi veya maaşına kesinti uygulanması bu aşamada mümkün değildir. Takibin yeniden ilerleyebilmesi için alacaklının itirazı ortadan kaldırması gerekir.
İtiraz Üzerine Alacaklının Başvuru Yolları
Borçlunun itirazıyla duran icra takibine devam edebilmek isteyen alacaklı iki temel yola başvurabilir. İlki, İİK'nın 68. maddesi kapsamında icra mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması davasıdır. Bu yol, alacaklının elinde İİK 68 ve 68/a'da sayılan belgelerden birinin bulunması halinde kullanılabilir ve alacaklının 6 aylık başvuru süresi vardır.
İkincisi ise İİK'nın 67. maddesi kapsamında asliye hukuk veya ticaret mahkemesinde açılan itirazın iptali davasıdır. Bu davada alacaklı, alacağın varlığını genel hükümlere göre ispat eder. İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gereken bu davada borçlunun itirazı haksız bulunursa alacaklı lehine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir. Aynı şekilde alacaklının takibi haksız çıkarsa borçlu lehine kötüniyet tazminatı da gündeme gelebilir.
Borçlunun Bilmesi Gereken Temel Haklar
İcra takibine muhatap olan borçlu, yalnızca itiraz hakkına değil, sürecin her aşamasında çeşitli koruma mekanizmalarına sahiptir. Borçlu, icra müdürlüğünün hukuka aykırı işlemlerine karşı İİK'nın 16. maddesi kapsamında icra mahkemesine şikayette bulunabilir. Tebligatın usulsüz yapıldığı hallerde usulsüz tebligat şikayeti ile sürelerin yeniden başlatılmasını talep edebilir. Haczedilmesi yasak olan mallarına haciz konulmuşsa haczedilmezlik şikayetini ileri sürebilir. Borçlu olmadığını düşünüyorsa menfi tespit davası açabilir; icra dosyasına ödeme yapmış ancak aslında borçlu değilse istirdat davası yoluna gidebilir.
Kartal ve çevre ilçelerden gelen müvekkillerimizin icra takiplerinde en sık karşılaştığı sorunlardan biri, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığının fark edilmemesidir. Ödeme emrinin MERNİS adresine tebliğ edilmesi halinde borçlu adreste bulunmasa dahi tebligat geçerli sayılabilir. Bu nedenle herhangi bir ödeme emri tebliğ alındığında derhal tebliğ tarihinin not edilmesi ve sürenin kaçırılmaması büyük önem taşımaktadır.
Sonuç
Ödeme emrine itiraz, icra takibine karşı borçlunun sahip olduğu en temel savunma aracıdır. Sürecin sağlıklı yönetilebilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar özetle şöyledir:
- İlamsız icra takibinde itiraz süresi 7 gün, kambiyo senetlerine özgü takipte 5 gündür; sürenin kaçırılması halinde takip kesinleşir.
- İmzaya itiraz ayrıca ve açıkça yapılmalıdır; aksi halde imza kabul edilmiş sayılır.
- Kısmi itirazda itiraz edilen miktarın açıkça belirtilmesi zorunludur.
Akdemir Hukuk Bürosu ve İcra Takibi Hukuki Destek
İcra takibinin her aşamasında hak kaybı yaşamamak için süreçlerin titizlikle takip edilmesi ve gerektiğinde alanında deneyimli bir icra avukatından hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.
Akdemir Hukuk Bürosu olarak Kartal Soğanlık'taki ofisimizde icra takibi, ödeme emrine itiraz, haciz işlemleri ve icra davaları konularında müvekkillerimize hukuki danışmanlık sunmaktayız.
Ofisimiz; Cevizli, Cumhuriyet, Çarşı, Çavuşoğlu, Esentepe, Ferhat Paşa, Gümüşpınar, Hürriyet, Karlıktepe, Kordonboyu, Orhantepe, Orta, Petroliş, Rahmanlar, Soğanlık, Yalı, Yeni, Uğur Mumcu, Yakacık ve Yeşilbağlar mahallelerinin yanı sıra Maltepe ve Pendik ilçelerinden de kolaylıkla ulaşılabilecek konumdadır.
Kartal Metrosu, Kartal Adliyesi ve E-5 karayoluna yakın konumumuz sayesinde ulaşım son derece pratiktir.
Daha detaylı bilgi almak ve hukuki danışmanlık için İstanbul Kartal/Soğanlık'ta bulunan Akdemir Hukuk Bürosu'nu ziyaret edebilir veya 0 505 589 86 36 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz. Ödeme emrine itiraz ve İcra takibi ile ilgili diğer konularda uzman büromuz, sizlere hukuki destek sağlamaya hazırdır.
Avukat Muhammet Akdemir Kimdir?
- Akdemir Hukuk Bürosu kurucumuz Muhammet Akdemir Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur.
- 2011 yılında Patent Vekili Ruhsatnamesi almıştır.
- 2013 yılında Avukatlık Ruhsatnamesini almıştır.
- Aynı yıl Iğdır Ticaret İl Müdürlüğünde Tüketici hakem heyetinde raportör olarak göreve başlamıştır.
- 2014 Yılında Ticaret Bakanlığı merkez kadrosunda Avukat olarak atanmıştır.
- 2 yıllık Kurum Avukatlığı görevinden sonra 2016 yılında Hakim Stajyer olarak İstanbul Anadolu Adliyesinde görev yapmıştır.
- 2017 yılından beri serbest Avukatlık yapmaktadır. İstanbul Barosu'na kayıtlıdır.
